Archive for the ‘Basın Bildirisi’ Category

Nükleer Santrallara Karşı Mücadelede Karadeniz’e Verdiğimiz Üç Gencimizi Ölümlerinin 3. Yılında Anıyoruz

Bu yazı, Basın Bildirisi kategorisindedir.

Bundan tam üç yıl önce Sinop‘ta düzenlenen Nükleersiz Yaşam Şenliği‘nde, Soner Balta‘yı, kardeşi Öner Balta‘yı ve Güneş Korkmaz‘ı Karadeniz‘e verdik.

“Nükleere İnat Yaşasın Hayat” için hayatlarını veren gençlerimizi kaybedişimizin üçüncü yılında, onları duygu ve düşüncelerini yaşatarak bir kez daha anıyoruz.

Nükleersiz bir yaşam yolundaki kayıplarımızın ardından geçen bu üç yıllık sürede, AKP İktidarı‘nın nükleer santral kurma inadı geniş kesimlerin muhalefetine rağmen hala sürmektedir.

Mersin ve Sinop‘ta başta yöre halkı olmak üzere tüm duyarlı kesimlerin gerçekleştirdiği mitinglere, nükleer santral karşıtı yüz bin imzaya, bilim insanlarının, meslek odalarının, sendikaların açıklamalarına karşı sürdürülen bu nükleer santral macerasındaki yakın süreci NKP olarak bir kez daha kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.

AKP Hükümeti, 8 Mayıs 2007 tarihinde 5654 sayılı Nükleer Güç Santrallerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışına İlişkin Kanun‘u TBMM Genel Kurulu‘ndan geçirmiş, ancak daha sonra yasanın bazı maddeleri bir kez Cumhurbaşkanı‘ndan ve bir kez de Anayasa Mahkemesi‘nden geri dönmüştür.

Yeniden düzenlenen yasasından, yönetmeliğine, teknoloji seçiminden, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ölçütlerine kadar; nükleer santral kurulmasına yönelik her aşama, “ciddiyetsizlik, duyarsızlık, geniş toplum kesimlerini yok sayma” anlayışıyla sürdürülmüştür.Sonuç olarak TETAŞ tarafından yapılan ihaleye yalnızca 1 firma katılmıştır.

Yasa ve yönetmelikteki yarışma koşulları ortadan kalkmış olmasına rağmen hukuksuz ihaleye devam edilmiş, tek firmanın fiyat teklifinde ise kilovat saat başına 21.16 sent fiyat verdiği görülmüştür. Verilen bu fiyatın gerek Türkiye‘deki elektrik fiyatları, gerekse dünyadaki elektrik fiyatlarına göre, hatta nükleer santrallerde üretilen elektrik fiyatlarına göre oldukça fahiş bir rakam olduğunun ortaya çıkması üzerine yönetmeliğe aykırı olarak katılımcı firma teklifini revize etmiştir.

Yarışma Komisyonu‘nun olumsuz görüşüne rağmen, revize teklifin değerlendirmeye alınması için çeşitli baskı ve hukuka aykırı uygulamalara başvurulmuş, garip bir şekilde TETAŞ süreci tamamlanmış, ihale dosyası Enerji Bakanlığı‘na gönderilmiştir. Yeni Enerji Bakanı kendisine gelen dosyalarda “mütereddit” durumlar bulunduğunu, bu nedenle detaylı inceleme istediğini söylemiştir. İptal edilmesi gerektiği açık olan bir ihale zorla sürdürülmekte, iktidar eliyle “mütereddit” haller yaratılmakta, bu durumdan da faydalanılarak ihale sonuçlandırılmaya çalışılmaktadır.

Nükleer ihale süreci skandal gelişmelerin ötesinde açıkça hukuka aykırı uygulamalar içerirken, tek katılımcılı ihalenin birkaç ay içinde sonuçlandırılacağı yeni Enerji Bakanı tarafından açıklanmıştır.

Bakanlar Kurulu‘nun Yarışma Komisyonu‘nun olumsuz görüşünü yok sayarak ihaleyi sonuçlandırmasını kamu yararı ve hukukun gerekleri açısından kabul etmek mümkün değildir. Daha fazla hukuksuzluğa ve şaibeye yol açılmadan 86 milyar dolarlık kamu zararına yol açacak bu ihale iptal edilerek, nükleer santral kurma macerasından hemen vazgeçilmelidir.

Nükleersiz bir hayat yolunda yitirdiğimiz gençlerimizi anarken Nükleer Karşıtı Platform olarak bir kez daha ifade ediyoruz ki;

- Nükleer santral kurulması ülkenin enerji ihtiyacından değil, siyasal bir tercihten kaynaklanmaktadır.
- Ülkemizde yaşanacak bir elektrik açığının nedeni, enerji alanından kamunun çekilerek bu hizmetin sermayenin rant alanı haline getirilmesi olacaktır.
- Enerji sorununun nedeni de çözümü de nükleer santraller değildir.
- Bu ülkenin değerlendirilmeyi bekleyen hidrolik, rüzgar, jeotermal, güneş, linyit ve biyoenerji gibi yerli ve yenilenebilir kaynakları dururken nükleer enerjiye ihtiyacı yoktur.
- Türkiye‘nin kendi potansiyelini değerlendirmesi durumunda bile önümüzdeki 30 yıllık talebi karşılayabilecek kaynağı mevcuttur.
- Enerji tasarrufu ve verimliliği ile ülkedeki yüzde 30‘lara varan enerji tasarrufu potansiyelinin yüzde 15‘lik bölümü hiçbir harcama gerektirmeyen, sadece bilinçlenme ve planlama ile kazanılabilecek bir haldedir.

Bu gerçekler ortadayken;

- Çok büyük ve geri dönülemez bir çevre kirliliği, risk ve toplumsal maliyet yaratan,
- Finansman -yatırım-işletim-söküm maliyetleri açısından en pahalı,
- Yakıt ve teknoloji olarak dışa bağımlı,
- Hala çözülemeyen radyoaktif atık sorunu bulunan,
- Ekolojik dengeyi bozan,
- Kaza-risk açısından üretim güvenilirliği en tehlikeli enerji üretim teknolojisi olduğu yaşanarak görülmüş olan ve dünyada miadını dolduran NÜKLEER SANTRALLARDAN VAZGEÇİLMELİDİR:

Bütün bu bilimsel, teknik ve toplumsal gerçeklerin yanı sıra yasasından yönetmeliğine kadar; ciddi eksikli bir düzenlemeyle, hukuka aykırı süreçlerin işletildiği; teknoloji seçiminden, TAEK ölçütlerine kadar; her aşaması ülke geleceğini ve canlı yaşamını tehlikeye atan NÜKLEER SANTRAL İHALESİ DERHAL İPTAL EDİLMELİDİR.

AKP Hükümeti‘ni, nükleer maceradan biran önce vazgeçerek, insana ve doğaya duyarlı temiz enerji kaynaklarına yönelmeye, ülkenin öz kaynaklarını kamusal bir hizmet anlayışı ve planlama ile değerlendirmeye çağırıyoruz.

Nükleersiz bir yaşam mücadelesinde Karadeniz‘e verdiğimiz üç gencimizi anarken bir kez daha ifade ediyoruz.

Ne Türkiye‘de ne dünyanın herhangi bir yerinde nükleer santral istemiyoruz.

Nükleere inat, yaşasın hayat…

NÜKLEER KARŞITI PLATFORM

.. devamını oku!

JMO: Çorum Valisinin Meslektaşımıza Karşı Gösterdiği Tavrı Kınıyoruz!

Bu yazı, Basın Bildirisi kategorisindedir.

Çorum’da yapılan İl Koordinasyon Kurulu toplantısına kurumu adına katılan meslektaşımıza karşı Çorum Valisinin göstermiş olduğu tavır; bilgi ve emeğe, ortaya çıkarılan değere değil, şekle önem veren, özü değil sadece biçimi görebilen dar bir anlayışın ürünüdür.

Kabul edilemez bu haksız tavrın; bilimin ve bilimsel çalışmanın yerine, doğma ve hurafenin yerleştirilmeye çalışıldığı; örtünme bireysel özgürlük olarak görülürken, farklı giyinmeye tahammül edilemeyen bir süreçte gelişmesi de düşündürücüdür, anlamlıdır.

Diğer taraftan, meslektaşımız, Ankara‘da MTA Genel Müdürlüğü‘nde görev yapmakta, arazi sezonunda ise MTA bölgelerine giderek saha çalışmalarını sürdürmektedir. Bu amaçla Çorum‘da bulunan meslektaşımız, diğer jeoloji mühendisleri gibi ülkemizin yer altı potansiyelini ortaya çıkarmak için şehrin merkezinde, masa başında değil, yerleşim yerlerinden uzak arazide, hafta sonu tatili yapmadan, mesai saatine bakmadan gün boyunca özverili bir çalışma yürütmektedir. Bu çalışma alanı ve ortamının da valinin beklediği toplantı kıyafetine (!) her zaman hazırlıklı olmaya uygun olmayacağı da açıktır.

Valinin “Bu Türk Milleti adına ayıptır” lafı alakasız, yersiz ve anlamsızdır. Halkımıza karşı asıl ayıp olan ve kınanması gereken ise, kot pantolonlu ve top sakallı bir şekilde toplantıya katılmak değil; bilimsel bilgi birikimini özverili bir şekilde bu ülke insanının hizmetine sunmaya çalışan meslektaşımıza karşı valinin yaptığıdır.

Ülkenin dört bir yanında; maden, su, petrol aramalarında, barajlarda, tünellerde, sondaj çalışmalarında, açık arazilerde yoksulluk sınırı altındaki ücretlerle, riskli ve tehlikeli koşullarda özveriyle hizmet veren meslektaşlarımız yapılan bu haksız tavrı protesto ederek, baskı ve yıldırmalardan etkilenmeden; kılık-kıyafet şekilciliğinden bağımsız olarak ülke insanı yararına, özgürce üretmeye devam edeceklerdir.

Jeoloji Mühendisleri Odası olarak, Çorum‘da yaptığı çalışmaları halkımızla paylaşmak isteyen meslektaşımızın konuşmasına izin vermeyen anlayışı reddediyor ve arkadaşımıza yapılanları bilime ve insanlığa karşı yapılan “bir ayıp” olarak değerlendiriyoruz.

Çorum valisinin mesleğimize ve meslektaşımıza karşı yapmış olduğu bu yakışıksız ve çağ dışı tavrını kınıyoruz.

TMMOB
JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU

.. devamını oku!

Anahtar kelimeler: [ ]

10 Haziran 2009 Mühendislik, Mimarlık ve Planlama Öğrencileri Toplandı

Bu yazı, Basın Bildirisi kategorisindedir.

TMMOB öğrenci üyeleri olarak bundan 3 yıl önce meslek alanlarımıza dönük saldırılara karşı, yetkin mühendislik karşıtlığı özelinde çalışmalarımıza başladık. Üniversitelerdeki eğitim sorunları, demokratikleşme süreçleri, çevre sorunları gibi birçok alanda yaptığımız çalışmalar örgütlülüğümüzün temelini oluşturdu. Çalışmalarımıza toplumsal ihtiyaçlara göre yön verdik. Kimi zaman toplumsal duyarlılığımız bazı kesimler tarafından sorun olarak görüldü.

Son olarak, 21 Mayıs Perşembe günü sabah saat 5’te ev ve yurt baskınlarıyla 14 arkadaşımız gözaltına alındı. Bu arkadaşlarımız dosyadaki gizlilik gerekçesiyle 24 saat avukatlarla görüştürülmezken, ailelere de herhangi bir açıklama yapılmadı. Günlerce gözaltında tutulan arkadaşlarımıza, savcılık sorgusunda ise DİSK’in ve KESK’in düzenlediği ‘emek, barış ve demokrasi mitingi’, Alevi mitingi, 1 Mayıs, Newroz kutlamaları, ODTÜ devrim yürüyüşü ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamaları gibi toplumsal meşruiyeti olan, izinli, yasal etkinliklere neden katıldıkları soruldu. 14 arkadaşımızdan içlerinde JMO öğrenci komisyonundan Seçkin Şiş, MMO öğrenci üyelerinden Kamer Doğan, Tuba Mumcu, Hacettepe Üniversitesi öğrencisi İlhan Aslan ve ODTÜ mezunu Barın Kaya tutuklandı. Bundan önce de birçok üniversite öğrencisi aynı şekilde tutuklama terörüne maruz kalmıştı. Bu olayların kasıtlı olarak final dönemine denk getirilmesi arkadaşlarımızın eğitim süreçlerini olumsuz yönde etkiledi. Duruşma tarihinin belli olmaması ve daha önceki uygulamalar da göz önünde tutulduğunda, tutukluluk halinin daha da uzayacak olması arkadaşlarımızın eğitim hakkını gasp etmek anlamına gelir.

Son dönemlerde gerek öğrenciler, gerek sendika ve meslek odaları üzerindeki siyasi baskılar artmış, sabah 5’te ev basmalar, keyfi suçlamalar askeri cunta yönetimlerini aratmamıştır. İnsanların miting, basın açıklaması gibi eylemlere katılması, fikirleri ve hakları için örgütlenmesi temel haktır. Arkadaşlarımızın bu haklarını kullandıkları için suçlanmaları devletin barış, demokrasi, eşit yurttaşlık, insan hakları gibi taleplerimize karşı tahammülsüzlüğünü bir kez daha ortaya koymuştur.

Benzer tahammülsüzlük demokratik haklarını kullanmak isteyen KESK üyelerine de gösterilmiştir. Bu saldırıların devamının diğer demokratik kitle örgütlerine yönelmeyeceğinin garantisi yoktur. TMMOB bugüne kadar halktan, haktan ve emekten yana tutum almış, arkadaşlarımızın sorgulanması sırasında adı geçen mitinglerin örgütleyicisi ya da destekçisi olmuştur. Bizler de TMMOB örgütlülüğünün birer parçası ve geleceği olan; mühendislik, mimarlık ve planlama öğrencileri olarak dava süresince arkadaşlarımızın yanında ve davanın takipçisi olacağımızı, devrimci, demokrat, ilerici ve yurtsever çizgimizden ödün vermeyeceğimizi bildiriyoruz.

TUTUKLANAN ARKADAŞLARIMIZ SERBEST BIRAKILSIN
BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ
ÖĞRENCİLERE YÖNELİK BASKILARA SON

TMMOB ÖĞRENCİ ÜYELERİ

JMO: Öğrenci Üyemiz F. Seçkin Şiş Serbest Bırakılmalıdır

Bu yazı, Basın Bildirisi kategorisindedir.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası öğrenci üyesi F. Seçkin Şiş, 21.05.2009 tarihinde sabah saatlerinde gözaltına alınmıştır. Soruşturma dosyasında verilen gizlilik kararı nedeniyle üyemizin neden ve hangi gerekçeyle gözaltında tutulduğu konusunda ailesi ve avukatlarına net ve tatmin edici bir açıklama yapılmamaktadır.

Uluslararası sözleşmelere, anayasal teminat altındaki temel hak ve özgürlüklere aykırı şekilde haksız ve hukuka aykırı uygulamaya maruz bırakılan üyemizle ilgili kaygı verici bir durum ortaya çıkmıştır. Hiçbir demoktarik hukuk devletinde insanların bu şekilde gerekçesiz şekilde gözaltına alınmaları kabul edilemez.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak sürecin takipçisi olduğumuzu ve ülkemizdeki her türlü antidemokratik uygulamalara karşı dün olduğu gibi bugün de eşitlikten, emekten, özgürlükten, barış ve kardeşlikten yana mücadele edeceğimizi bir kez daha tekrar ediyoruz.

Haksız ve hukuka aykırı şekilde gözaltında tutulan üyemizin bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

TMMOB
JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU

.. devamını oku!

Baki Varol Hocamıza Acil Şifalar Diliyoruz!

Bu yazı, Basın Bildirisi kategorisindedir.

Antalya’nın Kemer ilçesi yakınlarında jeolojik araştırma yaparken yaklaşık 50 metre yükseklikten düşerek yaralanan Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Baki Varol ve beraberindeki ekip kurtarıldı. Başından yaralanan Varol, hava ambulansıyla hastaneye gönderildi. Kaynak: Ajanslar.

JeoGenç olarak, Baki Varol Hocamıza acil şifalar diliyoruz!

.. devamını oku!