.. dünden bugüne JeoGenç…
.. dünden bugüne JeoGenç…
Taşlı ve engebeli olacaktı…
O alışık değildi düz yollarda yürümeye…
Aynı zamanda yalın ayak olacaktı bu yolda…
Ve sadece ay ışığı aydınlatacaktı onun yolunu…
O, “dünya kaynaklarının eşit ve adil paylaşımıyla tüm insanlığa yeterli olacağına, bilim ve mühendisliğin dünya nimetlerinin hakça paylaşımına hizmet etmesi gerektiğine, insanın doğayla ilişkisinin, insanın insanla ilişkisinin yansıması olduğuna, insanı sömürmeyen bir siyasal iklimin doğayı da sömürmeyeceğine, jeolojinin kuram ve uygulama olarak, insanı doğayla dost kılacak bilim ve mühendislik dallarından biri olduğuna…dünyaya, ülkeye, topluma ve mesleğe karşı sorumluluğumuzu kendi alanımızda, henüz öğrenciyken geliştirmemize katkı koyacağına…JMO’nun mesleki etkinliğini ve toplumsal duruşunu sürekli kılacak, geleceğin kadrolarını oluşturacak bir birikim, donanım ve deneyim süreci olacağına… dünyada ve ülkemizde yaşanan olumsuzluklara, öğrencilerin ve mühendislerin yaşamda karşılaşacağı sorunlara karşı, bu sorunların tek başına değil, toplumsal bir varoluşla çözümlenebileceği bilinciyle yola çıkmış bir öğrenci birlikteliği olacağına… üniversitede yaşanan sorunlara, akademisyen öğrenci ilişkisine, har(a)çlara, üniversitede demokrasi sorununa, YÖK’e, jeoloji mühendisliği alanındaki gelişmelere, kayıtsız kalmayan,”ben buradayım ve varım” diyen bir anlayışı paylaşmaya….farklı coğrafyaların, kültürlerin, düşüncelerin birlikte yoğrulduğu ve herkesin kendi fikrini özgürce dile getirebildiği bir oluşuma… öğrencilerin sorunlarına ve yaşama yabancılaştırılmalarına karşı sadece bir tepki değil, yaratıcılık ve geleceğe sahip çıkma fikriyatının örgütlülüğü olacağına…üniversitedeki öğrenci kulüpleri ve toplulukları ile düşünsel etkileşime ve birlikte hareket etmeye açık olacağına… daha yaşanılabilir bir dünyanın mümkün olacağına inanarak…” bu yola çıkmıştı.
O’nun dili olmuştu diskordans ve bu dille uyarmıştı; orada olup da olmuyormuş gibi davrananları. Bu dil, dün Bergama’ da, bugün Eşmede idi. Bazen petrol varillerinin arasında insanlığın filizlerini haykırıyor, bazen de işgallere karşı Filistinli çocukların dili oluyordu. Yetkin mühendisliği bu dil öğretmişti bize ve bu dil üniversitelerdeki jeoloji mühendisliği öğrencilerinin dili olmuştu. Bu dil 3. kez duyuyor musun diye tekrar seslenmeye hazırlanıyor bugünlerde; duyup da sağır olan kulaklara…
sen de tut ucundan dünyanın
döndür
daha hızlı döndür
daha
daha hızlı döndür
dökülsün bütün pislikler
yalanlar ağzı kalabalık konuşmalar
umarsız kahkahalar dökülsün
sen de tut ucundan dünyanın
tut
daha sıkı tut
daha
daha sıkı tut
tut ki
sevginin ekseninde dönsün
O, bu şiirle devinime geçmişti. 28 Ekim’de Mersin’de, 12 Kasım’da Ankara’da göstermişti; “Dünya bütün olarak ilerlese de gençliğin her seferinde yeni baştan başlamak ve birey olarak dünya kültürünü keşfetmek zorunda olduğunu”
Goethe…
Başarmıştı da; 20’nin üzerinde üniversiteden öğrenci katılımıyla ve 59’un üzerinde bildiri sunumuyla bir ilk’i başarmıştı. Her doğum sancılı olurdu, o bunu biliyordu.Belki birçok eksiklik ve aksaklık olmuştu. Ama bunlar asla telafisi olmayacak sorunlar değildi. Aksine yaşanan sıkıntıların her biri bir deneyim olacaktı ona yarında ve daha iyiye daha mükemmele ilerleyecekti bu yolda. Çünkü o, jeoloji’nin ve JMO’nun yarını olma görevini üstlenmişti ve bu yüzden mükemmel olmak zorundaydı.
SEN DE TUT DÜNYANIN BİR UCUNDAN DAHA HIZLI DÖNSÜN
JeoGenç, bir şarkıdır nakaratı yarınlara taşınacak,
Hiç yaşanmamış bir sevdadır
Ve aşktır inadına yaşanacak.
JeoGenç, bir deryadır.
Belki bir balık,
Belki de balıkçı olmaktır bu derya da.
JeoGenç bulutların içinde hiç keşfedilmemiş
Ve kapısından sadece çocukların girebildiği bir gökler ülkesidir.
JeoGenç, jeoloji ve JMO’nun yarına akan ırmağıdır,
Ve bu ırmak sınıfsız,sömürüsüz ve savaşsız bir okyanusa dökülür.
“.. dünden bugüne JeoGenç…” adlı yazı Soner BALTA tarafından yazılmıştır.









