Soner, Öner ve Güneş Anması -Sinop2008
Anma etkinlikleri kapsamında 26 Temmuz’da Sinop’taydık. Sabah saat 10.30′da anılarına bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Daha sonra, NKP‘nin açıklaması, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Oda Başkanı Dündar ÇAĞLAN tarafından basına ve kamuoyuna okundu. Açıklamaya nükleer santral kurulmasını protesto eden sloganlar eşlik etti.
Soner’in, Öner’in ve Güneş’in yol arkadaşları adına hazırlanan metin Yasemin SAYGILI tarafından basına ve kamuoyuna duyurulmuştur.
İki yıl önce mühendislik-mimarlık öğrencileri olarak nükleere karşı gençlik kampına katıldık. Sinop’a gelirken coşkulu ve heyecanlıydık. Nükleer enerji masallarıyla uyutulan Sinop halkını uykusundan uyandıracaktık. Hepimiz üniversite öğrencileriydik. Odtü’den, Hacettepe’den, Ankara Üniversitesi’nden, Gazi Üniversitesi’nden gelmiştik. Topluma karşı kendimizi sorumlu hissettiğimiz, yaşam hakkının insan için en büyük değer olduğuna inandığımız için buradaydık.
Mersin Akkuyu’daki deneyimler bize nükleer santrallere karşı mücadelede yerellerdeki muhalefetin belirleyici olduğunu öğretiyordu. Sinop’a gelmek bizim için kaçınılmaz olmuştu. Bu duygularla ve inançla başlayan yolculuğumuz kampın üçüncü gününde üç yol arkadaşımızı bir düş kazasında kaybetmemizle son buldu. Karadeniz Soner’i, Öner’i, Güneş’i bizden ayırdı. Nükleere inat yaşamı savunduğumuz kamp ölümlerle bitti.Nükleer santraller ne Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamada ne son çaremizdir, ne güvenli ve temizdir, ne de siyasal iktidar nükleer santral işletebilecek beceriye ve bilince sahiptir.
Geçmişte radyasyonlu çayların temiz çaylarla karıştırılıp, güya radyasyon oranının güvenli seviyeye düşürüldüğü gibi, bugün de Ankara’da Kızılırmak’tan gelen gelen arsenik içeren sular temiz sularla karıştırılıp halka içirilmektedir. Siyasilerin ve resmi kurumların halk sağlığını hiçe sayan uygulamaları değişmemiştir. Kafa aynı kafadır.
Geçen yıl Sinop’a geldiğimizde Japonya’da deprem olmuş ve nükleer santralde sızıntı olmuştu. Bu yıl ise geçtiğimiz hafta içerisinde Fransa’da meydana gelen kazada 100 görevliye radyasyon bulaştığı tespit edilmiştir. Nükleer santraller gelişen teknolojiye rağmen hala riskli ve sağlıksızdır.
İnsanlık nükleerle ilk kez Hiroşima ve Nagazagi’ye atılan atom bombalarıyla yakından tanıştı. Nükleer santraller nükleer silahlardan ayrı düşünülemez. Türkiye’de nükleer santral kurulması enerji ihtiyacının ürünü değil, politik bir tercihtir. Doksanlardan sonra Çernobil felaketiyle birlikte azalan talep sonucunda pazar sıkıntısı çeken nükleer tekellerin ağzı, Türkiye’ye baktıkça sulanmaktadır.
Bizler mühendislik-mimarlık-planlama öğrencileri olarak ülkemiz üzerinde oynanan emperyalist oyunları bozacağız. Ne Akkuyu’da, Ne Sinop’ta ne de ülkemizin hiç bir yerinde nükleer santral kurulmasına izin vermeyeceğiz.
Sinop’a ilk geldiğimizde; ev ev dolaşıp nükleer santraller konusunda halkı bilinçlendirirken arkamızdan polis minibüsüyle takip ederek, şehir merkezinde düzenlenen etkinliklerde etrafımızda polis çemberi oluşturarak, şehir girişlerinde kimliklerimizi toplayıp hakkımızda savcılıkta soruşturma başlatarak, üniversitelerimizde soruşturma açılması için kimlik bilgilerimizi göndererek, arkadaşlarımızı anmamıza dahi tahammül edemeyip geldiğimiz otobüslere park cezası keserek, ilk sene 7gün tahammül ettiklerini, 2. Yıl 1 gün tahammül ettiklerini, bu sene şehre sokmayacaklarını söyleyerek bizi sindirmeye çalıştılar. Halka bizi yasadışı, tehlikeli bir grup, “terörist” olarak göstermeye çalıştılara inat, her yıl daha da büyüyerek, bu güzel kentin güzel insanlarını aydınlatmaya, Soner, Öner ve Güneş’i uğrunda kaybettiğimiz mücadelelerinde yaşatmaya devam edeceğiz!
Mühendislik Mimarlık Planlama Öğrencileri
26.07.2008
“Nükleere İnat Yaşasın Hayat” şiarıyla Sinop’a giden Soner’in, Öner’in ve Güneş’in ideallerinin ve umutlarının, nükleer karşıtı mücadelede yaşatılacağı vurgulanmıştır.
Sonerleri anmak salt Nükleere Hayır demek değildir. Sonerleri anmak bugün Dikmen’de kentsel dönüşüm adı altında yapılan 46 bin evin yıkılacağı RANTSAL dönüşüme hayır demektir, Sonerleri anmak çıkarılan SSGSS yasasına hayır demektir, Sonerleri anmak NATO hayır demektir. Bugün Soneleri anmak emperyalist savaşa, kapitalist soygunculuğa hayır demektir.
Daha sonra Sinop’ta ve Nükleer Santralin Kurulacağı en yakın köyde esnaf ve yerli halk ile konuştuk. Gördük ki orada da halk Nükleere Hayır diyor. Ancak yalnızlaştırma politikası ile korkutulmuşlar. Kendilerini zayıf hissetmişler emeklerinin boşuna olduğunu düşünmekteler; ancak biz biliyoruz ki bugün Pazarcık da tam 2006 yılınan beri yapılmak istenen Çimento fabrikası yapılamıyor. Halk en temel anayasal hakkını ‘temiz bir çevrede yaşama hakkını savunuyor’, önemli olan hep beraber sesimizi olabildiğince duyurabilmek.
Akşamüstü Sinoplu şair Nevzat ÇELİK, bağlamasıyla Yılmaz KÜÇÜK, Gitarlarıyla Yusuf EROĞLU ve Ozan EROĞLU’nun katılımıyla Şiir ve Müzik dinletisi gerçekleştirilmiştir.





